Şengül Ablanın Cezası

25 yaşında evli bir erkeğim. Kendimi bildim bileli baldızlarıma karşı hep alaka duymuşumdur. En çokta eşimin ablası olan Şengül ablama. Benden altı ıslak aka olduğu için ona hep abla diye seslenirdim ama asla onu düşünmekten kendimi alamazdım. Eşi içkiye fazla düşkün olduğu için biraz mutsuzdu. Belki de erkeklere karşı kızgın veya ilgisizdi. Ama bana hep kızgınmış gibi gelirdi. Biz diğer bir şehirde oturduğumuz için ancak yılda bir veya iki kere görüşürdük. Bir gün eşim işteyken ben eve erken gelmiştim ve yalnızdım. Kapının çalması beni şaşırtmadı ama kapıyı açınca fazla şaşırmıştım. Gelen eşimin Şengül ablası idi. eşi ile tartışmış ve kapıyı vurup bizim yanımıza gelmişti. morali fazla bozuktu. onu oturma odasına aldım. Hoş geldin Şengül Abla dedim ve elini öptüm. Benden aka olduğu için daima bana elini öptürürdü. Bana olanları anlattı. Artık eşinin içkisinden ve ilgisizliğinden bıkmıştı ve yeni bir yaşam kuracağım diyordu. eşimin eve gelmesine henüz iki- üç saat vardı. Biraz oturduk ve dertleştik. Erkeklerden bıktım artık diyordu. Bundan sonra hiçbir erkeğe paha vermeyeceğim. Bense artık anlattıklarını duymuyordum. Her zamanki gibi o güzel 38 numara ayaklarını izliyordum. Siyah külotlu çoraplarının içinde öyle çekici ve güzeldiler ki gel bizi yala der gibiydiler. Abla uzun yoldan geldin ayaklarına masaj yapayım mı dedim. iyi olur ama sana zahmet olmasın dedi Şengül ablam. Derhal ellerimle bir makine gibi masaja başladım. Önce yavaş yavaş sonra ise biraz daha hızlı ovaladım. Ayaklarındaki teri ellerimin içine doldurdum. kimbilir kaç saattir ayakkabının içinde olduklarından fazla terlemişti ve benim ayaklarımdan bile fena kokuyordu. Yavaşça burnumu yaklaştırdım ve ufak bir öpücük dokundurdum. Ablam evvel şaşırdı ve kızdı.

Ama sonra “Anlaşılan siz erkekler her vakit hainsiniz. İşte şimdi birinize dersini vereceğim” dedi. Önce bana tamamen soyunmamı emretti ve bende soyundum. tam çırılçıplak karşısına geçtim ve önünde diz çöktüm ki ani yapıştırdığı tokattan yıldızları saydım. Tekmeler ve tokatlar birbiri ardına yağıyor bense kendimi koruyamıyordum bile. Sonra ayaklarının altına aldı beni ve çiğnemeye başladı. Göğsümün üzerinde iken neredeyse ciğerlerim çatlayacak gibiydi ve soluk bile alamıyordum. Ama o daha yeni başladığını söyledi ve hem kendisinin hem de kardeşinin intikamını alacağını söyledi. artık yediğim dayaktan kendimi yarı yarıya kaybetmiştim ve istesem bile doğrulamıyordum. tamamen Şengül ablamın insafına kalmıştım. Ne olur kafi ablacığım dediysem de o bana fazla kızmıştı ve cezam daha bitmemişti.

Beni sırt üstü yere yatırdı ve başımı ellerinin arasına alarak bacaklarının arasına soktu. Altında külotu yoktu ve yolculuğun etkisinden olacak amcığı fazla ağır kokuyordu. “Hadi yalayarak temizle bakalım oramı” dedi. Kalan gücümle amını yalayarak temizlemeye çalıştım. O ise amını ağzımın içine sokuyor ve ben temizledikçe içinden gelen tüm sıvılar yeniden yalamamı bekliyordu. Ne çıkarsa hepsini yutmamı yoksa yeni bir dayak geleceğini söyleyince her şeyi yutmayı başladım. yaklaşık yarım saat bana orasını yalattıktan ve defalarca boşaldıktan sonra rahatlamış gibiydi. Bense kurtulacağımı düşünmekteydim ama yanıldığımı derhal anladım. sırada diğer sıvısı vardı. ağzımın içi idrarı ile dolmuştu. “Hepsini yutacaksın” sesini duyunca ağzımı mecburen amınına yapıştırdım ve o sapsarı sıvıyı yutmaya başladım. Herhalde yolda hiç tuvalete gitmemişti ve çişi hiç bitmiyordu. Elleri ile başımı öyle bir bastırıyordu ki kaçma şansım zaten yoktu ve sadece yuttum. Tuzun tadıyla midem kalkmak üzereydi ki bu kere ağzımı kıçının deliğine yanaştırdı.

Anlaşılan cezam bitmemişti. son bir gayretle kurtulmaya çalıştım ama cevabı karnıma inen bir ayak darbesiydi. Nefesim kesilirken ağzım artık anüsünü içine almıştı. Önce uzun uzun gaz çıkardı. Çıkan gazı içime çekmek zorundaydım. Ardından anüsü açıldı ve kalın kahverengi dışkısı ağzımın içine dolmaya başladı. Koku ve tat dayanılmaz kötüydü ama kurtuluşum olmadığından katlanmak zorundaydım. Önce yutmamak için ağzıma doldurmaya çalıştım. dilim, dişlerimin arası boğazıma kadar koyu kahve kir ile dolmuştu. Artık ağzım patlamak üzereydi ve sürekli yeni bir kir geliyordu. Belki de günlerdir sıçmamıştı. Yanaklarım patlayacak gibi iken artık ilk lokmayı yutmak zorunda kaldım. O kadar uzun sıçtı ki ağzıma yemekle bitecek gibi değildi. Ama o işi bitince ayak tabanını ağzıma dayadı ve ağzımdakileri tek tek yutturdu bana. “Bu ceza sana yeter” dedi ve eşyalarını alarak kapıdan çıktı gitti. Eşime olanlardan hiç bahsetmedim. Ancak hastanede midemi yıkayan doktorlar ölümden son anda kurtulduğumu söylediler ve benim için artık Şengül ablamdan öyle bir korkuyorum ki bir daha asla yanına yaklaşamam diye düşünüyorum.